14 Temmuz 2022 Perşembe

Kendine deneme



Yok olan yazılarım var. Yaşanan anıların asla o anki sıcaklığıyla bilinememesi gibi belli belirsiz dilime dolanıyor kelimeler. Bir kedinin koltuğu tırmalaması gibi tatlı tatlı tırmalıyor zihnimi. 

Aynısını yazamam, yaşananları yaşayamam tekrar ve geri de alamam. Tıpkı kopan bi çiçek gibi tıpkı söylenen ve yürekte yankılanan kelimeler gibi. Argadini diyor ya filmde adam,  işte şu durumuma söylenecek tek kelime bu olsa gerek. Silinen silindi, argadini, çok geç! 


Kavak mı çınar mı hep karıştırdığım ağacın gövdesinde sallanan bir kuşun, fırıldak gibi dönen yapraklarla naif dansı gözlerime doluyor şimdi. O andayım, uyku bastırmış, geniş pencereden izliyorum ağaçları... Ömrüm gibi gencecik salınıyor ağaç. Kuş ağaca neden ve nasıl güvenmiş sorguluyorum her gidiş gelişte. 


Birazdan uyuyakalacağım, bi düşün içinde bulacağım kendimi. Bir beyaz elbisenin içinde. Uzun yumuşacık bi elbise, suya değecek elbisenin uçları. İçindeki usul dalgalanma yok olacak, yavaş yavaş ilerleyeceğim, su ağırlaşacak gitgide ömrüm gibi. 


Zihnim bi veda yaratacak, elim önce okşar gibi denize değecek ve sonra karşıya döneceğim, martısıyla kokusuyla içime büyük ve yüklü bir nefes çekeceğim ve argadini diyeceğim. Bir garip veda olacak bu. Kimseler yok çünkü çevrede, böylece anlayacağım ki rüyadayım.


Uyanacağım. Kabus mu rüya mı düşüneceğim belli belirsiz. Nereden ve nasıl çıktı bu rüya? Kalp atışlarımı dinlediğimi fark edeceğim sonra. Tavana değecek gözlerim, insanların anlayamadığı bi boşlukla ben içime dalacağım. Sonra kendime geleceğim ve doğrulacağım.  Kahve yapacağım kahve; bana,  ağaca, bir de ömrümüze..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

KARA

Soluğu kesildi bülbülün  Kanatları siyaha boyandı  Yıkıntılar arasında bir hıçkırıktı adı  Soluğu kesildi bebeğin Ağlayan teni bi bilinmeze ...